Önce yöntem — 30 saniyede
Seri: 712 anket, firmaların bilinen eğilimlerinden arındırılıp tek bir haftalık destek serisinde birleştirilir; bütün kartlar bu seriden beslenir. Hareket ("iğne"): bir olaydan önceki 6 hafta ile sonraki 6 haftanın parti payları karşılaştırılır; toplam kayma o olayın çevresindeki harekettir. Eşik: aynı hesap, seriye sığan bütün pencerelerde de yapılır (333 pencere — örnekleme değil tam sayım); eşik bu plasebo dağılımının 90. yüzdeliğidir. Eşik tek bir sayı değildir: pencerede kaç anket olduğuna göre değişir (), çünkü anketin seyrek olduğu dönemlerde ölçüm gürültüsü belirgin biçimde büyür — 10'dan az anketli pencerelerde eşik 4,8'e çıkarken 20–30 anketli pencerelerde 2,0'a iner. Her olay, kendi yoğunluğundaki 100 pencereye karşı sınanır; tek havuz eşiği kullanmak, seyrek dönemlerdeki olayları haksız yere "aştı" tarafına iterdi. Bir olay ancak kendi eşiğini aşarsa "hareket ölçüldü" sayılır; altı "etkisiz" değil, "sıradan haftadan ayırt edilemez" demektir. Üç dürüstlük notu: (1) tanım gereği rastgele tarihlerin %10'u eşiği şansla aşar — 74 olayda şanstan beklenen aşan sayısı 7,4'tir, dolayısıyla tekil bir "aştı" hükmü tek başına kanıt değildir; (2) plasebo pencereleri gerçek olay pencerelerini dışlamaz (333 pencereden yalnız 15'i hiçbir olayla örtüşmüyor) — bu, eşiği yukarı itip testi muhafazakârlaştırır; (3) birbirine 6 haftadan yakın olaylar aynı veriyi paylaşır, ayrı ayrı sayılamaz. Bu tanımlar sitenin tamamında aynıdır; kartlarda tekrar edilmez. Tam yöntem (seri, geçişler, prim, modeller): Yöntem sayfası.
Bugün tablo ne?
Altı yılda ne değişti?
Haftalık seyir · dikey çizgiler oyu hareket ettiren olaylar
Buradaki oynaklık ölçüsü Pedersen'in (1979) klasik endeksi: haftadan haftaya parti paylarındaki değişimlerin yarı-toplamı. Grafikte gördüğünüz tek sayı budur. Literatürde bu endeksin bir de blok içi / bloklar arası bileşenlerine ayrılmış hâli vardır (Bartolini & Mair 1990); oynaklığın kurulu partilerden yeni oluşumlara akması, Batı Avrupa'da parti bağlarının çözülmesi (dealignment) döneminin tipik imzası sayılır (Dassonneville & Hooghe 2015). Bu ayrıştırmayı burada yapmadık: hangi partinin hangi bloğa yazılacağı yorum gerektirir ve site bu kararı okurun yerine vermez — oyun blok içinde mi blok dışına mı gittiğini görmek için oy geçiş diyagramlarına bakın, orada akış parti parti durur.
Krizler oy kaybettirir mi?
Hayır. Ölçülebilir biçimde hayır.
Doğal afet, terör saldırısı ve dış politika krizi — bu üç başlıkta incelenen 24 olaydan 23'ü, sıradan bir haftada zaten görülmeyecek büyüklükte bir hareket yaratmadı. Afette (14 olay) ve güvenlikte (6 olay) eşiği aşan hiç yok: Kahramanmaraş depremleri, İstiklal Caddesi saldırısı, TUSAŞ tesisine saldırı, Amasra maden faciası ve pandeminin başlangıcı bunların içindedir.
Tek istisna dış politika başlığında: 8 Aralık 2024'te Suriye'de yönetimin değişmesi eşiği 0,12 puanla aşıyor (hareket 2,05, eşik 1,93) — yazı-tura düzeyinde bir fark. Bu tek vakayı "dış politika oyu oynattı" diye okumak veriyi zorlamak olur: dört dış politika olayının biri, üstelik kıl payı. Şans beklentisi bu başlıkta zaten 0,4 olaydır.
Ekonomide 12 olaydan yalnız biri eşiği aştı ve o da bir kriz değil: 2023 seçiminden sonra ekonomi yönetiminin değişmesi. Onun da penceresi ikinci tur seçimiyle örtüşüyor, yani seçim etkisinden ayrı sayılamaz. Enflasyonun %85'e dayandığı ay hareket 0,60 puanda kaldı — o penceredeki eşiğin (2,12) dörtte biri.
Önemli kayıt: eşiğin altında kalmak "etkisi yok" demek değil, "bu araçla saptanamıyor" demektir. Literatürde tipik olay etkisi ~2 puandır ve bu, eşiklerin çoğunun sınırındadır.
Olay türüne göre · "eşiği aşan" sütunu belirleyicidir (eşiğin tanımı: sayfa başındaki yöntem kutusu)
Uluslararası literatür afet ve terörün oyu oynatabildiğini, ama etkinin neredeyse her zaman koşullu ve yerel yoğunlaşmış olduğunu bulur: seçmen afetin kendisinden çok hükümetin müdahalesine tepki verir (Healy & Malhotra 2009, APSR); 2002 Elbe seli Almanya'da iktidara yalnız afet bölgelerinde oy kazandırdı (Bechtel & Hainmueller 2011, AJPS); roket tehdidi İsrail'de yalnız menzil içindeki yerleşimlerde oyu kaydırdı (Getmansky & Zeitzoff 2014, APSR). Buradaki bulgu bu yüzden "ulusal toplamda saptanabilir iz yok" olarak okunmalıdır — 11 ilde yoğunlaşan bir etki ulusal seride seyrelir. Genel bir yasa da değildir: Madrid 2004 saldırısı bir ulusal seçimi çevirmiştir (Montalvo 2011); etkinin yönünü suçun kime atfedildiği belirler (Falcó-Gimeno, Muñoz & Pannico 2022, BJPS).
Ekonomi bulgusu ise bilinen bir örüntüyü doğruluyor: kutuplaşma arttıkça ekonomik algı partizan filtreden geçer ve ekonomik oy verme zayıflar (Mian, Sufi & Khoshkhou 2021); Türkiye'de büyük ekonomik kötüleşmeye rağmen iktidardan kopuşun küçük kaldığı ayrıca gösterilmiştir (Balta, Demiralp & Demiralp 2023). Bir sınır notu: literatüre göre ekonomi oya sıçramayla değil, aylara yayılan trendle işler (Erikson & Wlezien 2012) — olay penceresi yavaş erozyonu ölçmez. İktidar bloğunun altı yıllık erimesinin bir bölümü pekâlâ ekonomik olabilir; bu kartın söylediği, ekonominin şok olarak oy oynatmadığıdır.
Seçmen neyi umursuyor?
Ölçülebilir tek şey: seçimler.
74 ölçülen olaydan 13'ü eşiği aşıyor. Ama eşiğin tanımı gereği rastgele tarihlerin %10'u da aşar: şanstan beklenen aşan sayısı 7,4. Bu yüzden "13 olay aştı" cümlesi tek başına bir şey söylemez; ayrıştırmak gerekir.
Ayrıştırınca tablo net: 6 seçim olayının 5'i aşıyor (şanstan beklenen 0,6) — bu tesadüf değil. Seçim dışı 68 olayda aşan sayısı 8, şanstan beklenen 6,8: istatistiksel olarak şanstan ayrışmıyor (z=0,49). Yani bu araçla güvenle söylenebilecek tek şey seçimlerin oyu oynattığıdır.
Aşmayan tek seçim, 31 Mart 2024 yerel seçimidir — ve kıl payı: hareketi 3,90, kendi eşiği 3,92. Aradaki 0,02 puan, seçimin etkisiz olduğunu değil, o pencerede yalnızca 7 anket bulunduğu için gürültü tabanının çok yükseldiğini gösterir (seyrek pencere = yüksek eşik). Nitekim yoğunluk eşleştirmesinde komşu sayısı K=120 ve üstü seçildiğinde bu seçim de eşiği aşıyor; hüküm bu tek olayda K'ya duyarlıdır, seçim dışı olayların şanstan ayrışmadığı sonucu ise K'nın hiçbir değerinde değişmiyor.
Aşan 13 olay, ortak pencereyi paylaşanlar birleştirilince 5 ayrı epizoda iniyor; seçim dışı olanlardan penceresine hiç seçim düşmeyen yalnız 3 (Aralık 2024, Mart–Nisan 2025, Mayıs 2026). Bunlar dikkate değer vakalardır — kanıtlanmış etkiler değil.
Karar alıcı açısından sonuç doğrudandır: ani olaylara dayalı performans stratejisi bu veriye dayanmıyor. Seçmen ülkenin başına gelenlere göre değil, siyasi kimliğine göre yer değiştiriyor.
Anketleri en çok seçim ve kampanya olaylarının oynattığı, dış şokların ise mevcut yatkınlıkları "aktive etmekten" öteye geçemediği bulgusu, literatürün ana damarıyla örtüşür (Gelman & King 1993, BJPS; Erikson & Wlezien 2012). 2024 ABD kampanyasının olağanüstü şokları — mahkûmiyet kararı, suikast girişimi, aday değişimi — bile küçük ve kısa ömürlü kaymalar üretti (Jacobson 2025). Kimlik vurgusu da aynı hizadadır: partizanlık bir performans muhasebesi değil, sosyal kimliktir (Van Bavel & Pereira 2018) ve Türkiye'nin kutuplaşma literatürü bu kimliklerin ne kadar katılaştığını belgeler (McCoy & Somer 2021; Balta, Demiralp & Demiralp 2023). Çıkarımın sınırı bir üst kartta: ani şoklar için kanıt güçlü, aylara yayılan performans algısı için tasarım gereği sessizdir.
Deprem oyu cezalandırdı mı?
İl düzeyinde de hayır.
Haftalık seride eşik altı kalan Kahramanmaraş depremlerini bir de il düzeyinde modelledik: 11 deprem ilinin resmî hasar tespitleri, iktidar bloğunun 2018→2023 milletvekili oy değişimine bağlandı (doz-tepki, taban ve Kürt oyu kontrollü). Katsayı −0,18 (p=.033): hasar arttıkça iktidar kaybı azalıyor. Deprem illerinde ortalama kayıp 4,1 puan; diğer 70 ilde 4,5. En ağır hasarlı Hatay ve Adıyaman ortalamanın altında kaybettirdi.
Bu keşif bulgusudur (tedavi grubu 11 il); ayrıntı, tablo ve sınırlar Deprem özel dosyasında ve Analiz yazısında.
Afet-oy literatürü etkiyi hasar dozunda ve yerelde arar; seçmenin afetin kendisinden çok hükümet müdahalesine tepki verdiği (Healy & Malhotra 2009, APSR) ve yeniden inşa/yardımın oy kazandırabildiği (Bechtel & Hainmueller 2011, AJPS) bulunmuştur. Buradaki negatif doz katsayısı ikinci mekanizmayla uyumludur; kesin ayrım üç dönemli tasarım ister.
Bu örüntü hep böyle miydi?
Ölçebildiğimiz her dönemde — 2013'ten beri — böyle.
Aynı yöntemi tarihsel pencerelere geri götürdük. 2014'ün çift seçim yılında Suruç, Dağlıca ve Ankara Garı dahil hiçbir güvenlik olayı anket serisini gürültü eşiğinin üstünde oynatmadı. 2017 referandum kampanyasında Reina saldırısı (0,18) ve "Evet'i patlattı" denilen Rotterdam krizi (0,36) Evet payında iz bırakmadı. 2013-14'te yolsuzluk operasyonları betimsel seride iz bırakmadı; 2018'de kur şoku firma-içi karşılaştırmalarda ~1,5 puanda kaldı (o dönemin eşiği 5,0'ın çok altında). Dört farklı şok türü — güvenlik, yolsuzluk, dış politika, ekonomi — on üç yıldır aynı sonucu veriyor. Dönem dönem tam anlatı: Dönemler sayfası.
Ama 2014'ün ikinci dersi bir uyarıdır. AKP'nin Haziran→Kasım +8,6 puanlık geri dönüşünün anket serisinde görünen kısmı yalnız +2,6; kalan +6,1 puan sandık farkı olarak geldi (toplamdaki 0,1 fark yuvarlamadan) — sektör son üç haftada AKP'yi 6,9 puan düşük ölçmüştü. Anketlerde hareket olmaması, sandıkta hareket olmayacağı anlamına gelmez; ayrıntısı aşağıdaki güvenilirlik kartında ve Analiz'deki "2015 Testi" yazısında.
Beş dönem · aynı yöntem
| Dönem | Çözünürlük | Sınanan şoklar | Eşiği aşan |
|---|---|---|---|
| 2013–14 | düşük (betimsel) | 17-25 Aralık, kasetler | hiçbiri |
| 2014–15 | tam (eşik 1,8) | Suruç, Dağlıca, Ankara Garı | yalnız seçim |
| 2016–17 | tam (Evet/Hayır) | Reina, Rotterdam krizi | hiçbiri |
| 2017–18 | düşük (betimsel) | kur şoku, 15 Temmuz* | hiçbiri |
| 2020–26 | tam (eşik 1,91–4,06) | deprem, %85 enflasyon, İstiklal | seçim 5 · seçim dışı 8 (şanstan beklenen 6,8) |
* 15 Temmuz, penceresinde yeterli anket olmadığı için ölçülemedi. 2017 satırı Evet payının tek serisidir; referandum anketleri sonucu +0,6 sapmayla bildi — parti listesinde kronik sapan sektör, ikili soruda şaşmıyor.
2014'ün çift seçimi literatürde "güvenlikleştirme" stratejisiyle okunur (Şahin 2021); il düzeyinde terör-oy ilişkisi tam bu iki seçim üzerinden incelenmiştir (Yardimci 2024). Buradaki bulgu o literatürle çelişmez: ulusal anket serisinde iz bırakmayan etki, sandık kanalında yine de işlemiş olabilir — bu ayrım, anket sektörünün ortak sapması büyükken ortalamanın gerçeği göstermeyeceği uyarısının (Sturgis vd. 2016) Türkiye vakasıdır. 2014 bulgusu, "yolsuzluk cezalandırması" etkisinin partizanlıkla koşullu olduğu bulgusuyla birebir örtüşür (Çarkoğlu 2014; Ecker vd. 2015).
Peki ya 2001? Peki ya Gezi? Peki ya deprem?
Üç itiraz da aynı yanlış okumaya dayanıyor — iddiamız "krizler oy etkilemez" değil.
İddia şu: krizler seçim arası anket serisini oynatmaz; barajda su gibi birikir ve hesabı sandıkta görülür. Bu ayrım konulunca, en sık duyduğumuz üç karşı örnek tezi çürüten değil doğrulayan vakalara dönüşüyor.
"2001 krizi AK Parti'yi doğurmadı mı?" Doğurdu — tam da bu takvimle. 1999–2002 arasına iki büyük kriz, bir IMF programı ve koalisyon yorgunluğu sığdı; hesap ara dönemde değil, 2002 sandığında kesildi: 1999 Meclisi'ni kuran partilerin hiçbiri barajı geçemedi. Ceza silinmedi, ertelendi. 1999 depreminin cezasının da ara dönemde değil, izleyen seçimin il düzeyi oy kaymalarında kesildiği hakemli literatürde gösterilmiştir (Akarca & Tansel 2016). 2002'nin tam hikâyesi Sandığın Hikâyesi'nde.
"Gezi %2'lik kayba yol açmadı mı?" Bunu bu veriyle kimse bilemez: Gezi penceresine düşen kullanılabilir ulusal anket serisi yok (derlenebilen tablolar Şubat 2014'te başlıyor) — ölçemediğimiz şey hakkında hüküm vermiyoruz. Ölçebildiklerimiz ise temkin öğretiyor: aynı dönemin 17-25 Aralık operasyonu ve kaset sızıntıları, ham anket ortalamalarını oynatır görünürken aynı şirketin öncesi-sonrası ölçümüne inildiğinde bir puanın altına düşüyor — ham farkların çoğu şirket bileşimi yanılsaması. Sandık da aynı yönde: Mart 2014'te görünür bir ceza kesilmedi.
"Deprem bölgesinde yerel seçimde fark çıkmadı mı?" Ölçtük; fark var ama yönü itirazın tersi. 2024'te il belediyesinin el değiştirme oranı deprem illerinde %27, diğer illerde %34; 2018→2023 iktidar kaybı deprem illerinde 4,1 puan, diğerlerinde 4,5. Hasar arttıkça kayıp artmıyor, azalıyor (bir üstteki kart). 2024'te bölgede görülen şey bölgeye özgü bir ceza değil, ülkenin tamamını vuran dalganın oradaki yansımasıdır.
Deprem aynı zamanda şemanın kendi seçtiğimiz yanlışlanma sınamasıydı: ölçeği tartışmasız, penceresi anketli, sorumluluk tartışması gündemdeydi — büyük bir dış şok anket serisini oynatacaksa burada oynatırdı. Oynatmadı. Ayrıntı Deprem özel dosyasında.
Son bir yılda ne oldu?
Her satırın sağında tek soru cevaplanıyor: bu olay oyu hareket ettirdi mi?
Yeni Parti ne kadar alır?
Anket şirketleri bu soruda birbirini tutmuyor ve fark ölçüm hatası değil: bazıları soruyu net bir tercih ikilemi olarak kuruyor ("Özel mi, Kılıçdaroğlu mu"), bazıları yeni partiyi listeye eklenmiş sıradan bir seçenek olarak sunuyor. Aynı seçmen, sorunun kuruluşuna göre farklı cevap veriyor.
Belirsiz olan bloğun büyüklüğü değil, nasıl bölüneceği. Şirketler CHP ile Yeni Parti'yi ayrı ayrı ölçtüğünde anlaşamıyor, toplamlarında anlaşıyorlar. Sonucu belirleyecek olan seçmenin bugünkü tercihi değil, önümüzdeki aylarda hangi tarafın "asıl CHP biziz" çerçevesini kurabileceğidir. Bu son cümle veri bulgusu değil, yorumdur.
Tarih de aynı yeri gösteriyor. 1950'den bugüne yirmi genel seçimde ilk kez sandığa giren partiler toplam 392,7 puan aldı. Bunun 373,2 puanı — yüzde 95'i — zaten var olan bir siyasi geleneğin yeni adına gitti. Gerçekten yeni bir gelenek yaratan yalnız üç vaka var, üçü birlikte 19,5 puan: Hürriyet Partisi (1957), Millî Görüş'ün ilk partisi MSP (1973) ve Kürt siyasetinin ilk partisi HADEP (1995). Darbe sonrası seçimler bu yüzden yanıltıcıdır: 1983'te oyların %98,9'u "yeni parti"ye gitti, ama bütün partiler kapatılmıştı — seçmen değil etiket değişmişti.
Yeni Parti merkez sol geleneğinde kuruldu. Yani hem anketler hem yetmiş altı yıllık sandık verisi aynı yöne bakıyor: izlenecek sayı etiket değil, bloğun toplamı. Eşleme yorumdur ve en tartışmalı satırı AKP'dir (Millî Görüş kökenli sayıldı). AKP "yepyeni hareket" sayılsaydı oran yüzde 86 olurdu. Halka halka döküm: Oy Geçişleri → Sandıktan sandığa.
Üç senaryo · seçin, oyun nereye gittiğini görün
Soru kuruluşunun cevabı sistematik biçimde değiştirmesi, anket metodolojisinin en yerleşik bulgusudur (Schuman & Presser 1981'den beri): seçeneklerin sunuluşu, sırası ve ikilem-liste farkı ölçümü kaydırır. Erken ve hipotetik eşleşme sorularının kararlı bilgi taşımadığı da bilinir — anketler ancak seçmen gerçek seçenek setiyle karşılaştıkça öngörü kazanır (Erikson & Wlezien 2012). Senaryo anketlerini standart seriden ayrı katmanda tutmak, bu literatürün gerektirdiği tasarımdır; blok toplamının parti kırılımından daha güvenilir ölçülmesi de aynı nedene dayanır.
Cumhurbaşkanlığı yarışı ne durumda?
İki adaylı yarışlarda Erdoğan'ın payı karşısındaki adaya göre sistematik biçimde değişiyor — mesele yalnız iktidarın oyu değil, muhalefetin kiminle çıktığı. Aşağıdaki tablo, aynı aylarda aynı seçmene sorulmuş yarışlardan ölçülen farkı gösterir.
Rakibe göre Erdoğan'ın payına etki · İmamoğlu referans
Kaynak: 88 iki-adaylı cumhurbaşkanlığı anketi (Aralık 2024 – Temmuz 2026); ay ve rakip etkileri birlikte çözülmüştür. İmamoğlu, 24 Temmuz 2026'da Yeni Parti'ye katıldı; adaylık tablosu değişirse bu katman güncellenir.
Rakip değiştikçe iktidar adayının payının değişmesi, ABD başkanlık anketlerinin "trial heat" geleneğinde standart bulgudur: farklı eşleşmeler aynı seçmenden farklı cevap alır ve erken eşleşme anketleri ancak düzeltmelerle öngörü taşır (Erikson & Wlezien 2012; DeSart 2024). Ay etkisi ile rakip etkisini aynı modelde çözmek, anket havuzlamasındaki firma-etkisi düzeltmesiyle aynı mantıktır (Jackman 2005). Etkinin büyüklüğü (rakibe göre 9 puana varan fark) ise kişiselleşmiş başkanlık yarışlarına özgüdür; parti oyundan daha oynaktır.
Hangi senaryo gerçekleşiyor?
Üç senaryonun öngörüleri · gelen her standart anket bunlarla karşılaştırılacak
Hangi ankete ne kadar güvenmeli?
Hiçbirine tek başına — ama kimin nereye yattığı ölçülebilir.
Eğilim sütunları, firmanın altı yıl boyunca havuz ortalamasına göre hangi partiyi sürekli yüksek ya da düşük ölçtüğünü gösterir; kalite değil, sistematik sapmadır. 2023 sınavı, seçim öncesi son üç haftadaki anketlerinin gerçek sonuca göre ortalama hatasıdır — firmaların girdiği tek gerçek sınav.
Pratik kural: bir anket okurken firmanın eğilimini düşün. Avrasya'nın CHP'si ile Optimar'ın AKP'si karnedeki eğilim sütununa göre düzenli olarak yüksektir; ikisinin ortalaması firma sapmalarını kısmen dengeler; sektörün ortak sapmasını ise düzeltmez (bkz. güvenilirlik kartı).
Yalnız 8+ anketi olan firmalar. 2023 sınavında tek anketle girenlerin hatası şansa açıktır; eğilim sütunları daha güvenilir bilgidir.
Firma ("ev") etkilerinin sistematik olduğu ve durum-uzay modeliyle arındırılabildiği, anket havuzlama literatürünün kurucu bulgusudur (Jackman 2005). Ortalama almanın sınırı da belgelidir: firmalar aynı yönde yanılıyorsa ortalama sapmayı düzeltmez — 2015 İngiltere'de bütün firmalar birlikte 7 puan şaştı ve resmî soruşturma bunun örneklem yapısından kaynaklandığını buldu (Sturgis vd. 2016; Prosser & Mellon 2018). Bu serinin 2023 doğrulaması da aynı türden ortak sapma gösterdi: sektör muhalefeti yüksek, küçük milliyetçi-muhafazakâr partileri düşük ölçtü. "2023 sınavı" sütununun görevi, bu ortak sapmayı firmaların tek tek eğilimlerinden ayırmaktır.
Son güncellemede ne değişti?
Neye dikkat etmeli?
Beş gösterge, tablonun nereye gittiğini anketlerden önce söyler.
- Teşkilatın tercihi. İl ve ilçe başkanlıkları ile belediye başkanlarının hangi tarafta konumlandığı. Anketlerden daha erken ve daha güvenilir bir sinyaldir.
- Anketlerin yakınsaması. Şirketler arası fark daralıyor mu? Daralma, seçmenin kimliği bir tarafa yazmaya başladığını gösterir; hangi yöne daraldığı da kimin kazandığını.
- Milliyetçi damarın yerleşmesi. İYİ Parti ve MHP'den çözülen oy nereye gidiyor? Zafer ve Anahtar gibi oluşumlarda birikmesi, muhalefet aritmetiğini bölünmeden daha fazla etkiler.
- Kararsız oranı. Yayımlanan anketlerin ham hâlindeki kararsız payı artıyorsa, blok genişlemesi kâğıt üzerinde kalıyor demektir.
- AK Parti ölçümünün tutarlılığı. Şirketler arası fark bozulmaya başlarsa kriz iktidar tabanına da geçmiş demektir — tablonun tamamının yeniden okunmasını gerektirecek tek gelişme budur.
Beşinin dördü canlı olarak ölçülüyor (yanlarındaki "canlı" rozeti ve sayı bunu gösterir): yakınsama, milliyetçi damar, kararsız oranı ve AK Parti tutarlılığı — hepsi ham anketlerden, son üç ay ile önceki üç ay karşılaştırılarak hesaplanır. Teşkilatın tercihi ölçülmüyor: sitede buna karşılık gelen bir veri seti yok, o madde uzman yargısıdır ve öyle okunmalıdır. Hangi eşiğin "önemli" sayılacağı ise beşinde de yargıdır. En yakın literatür desteği teşkilat sinyali üzerinedir: ABD ön seçimlerinde parti eliti ve teşkilat desteklerinin anketlerden önce gelip sonucu öngördüğü gösterilmiştir (Cohen vd. 2008, "The Party Decides"), ancak 2016 bu kuralın istisnasız olmadığını da göstermiştir. Kararsız seçmenin rastgele değil sistematik dağıldığı — çoğunlukla bilinen ve örgütlü tarafa döndüğü — ise anket hatası literatürünün tekrarlanan bulgusudur (Sturgis vd. 2016).
Bu sayılara ne kadar güvenilir?
Yön güvenilir, ondalık değil.
Nedensellik iddiası yoktur. Bir olaydan sonra oyların kıpırdaması o olayın sebep olduğunu kanıtlamaz; aynı haftalarda başka şeyler de oluyor. Ama tersi güçlüdür: hareket yoksa, o olay büyük bir etki yaratmamıştır — bir şartla: bu çıkarım, anket sektörünün ortak sapması küçükken geçerlidir. Kasım 2015'te anketler yalnız +2,6 kıpırdarken oy sandıkta 8,6 puan oynamıştı (bkz. "Bu örüntü hep böyle miydi?" kartı); bu yüzden seriyi okurken firma karnesindeki bilinen sapma imzası daima akılda tutulmalı.
Anket firmaları arasında sistematik farklar var ve bunlar modelle arındırıldı. Yine de haftaların üçte birinde hiç anket yok; o dönemlerde seri iki ölçüm arasını dolduruyor.
Yeni Parti'nin serisi çok kısa. Parti 24 Temmuz 2026'da kuruldu; standart soru formuyla yapılmış anket serisinin son haftası 27 Temmuz 2026, yani elimizde kuruluş sonrası yalnız 2 hafta var. Bu kadar kısa bir seri düzey verir, eğilim vermez: yükseliyor mu düşüyor mu sorusunun cevabı bu veride yoktur. Yukarıdaki senaryolar ise kuruluş öncesi hipotetik sorulardır ve çizgiyle aynı türden veri değildir.
Olay etkisini rastgele tarihlerle üretilmiş boş dağılıma kıyaslamak, olay temelli tasarımlar için literatürün önerdiği plasebo testinin kendisidir (Muñoz, Falcó-Gimeno & Hernández 2019, Political Analysis); anket serisini firma etkilerinden arındırarak havuzlamak da yerleşik yöntemdir (Jackman 2005). Bir kalibrasyon notu: uluslararası çalışmalarda ölçülen gerçek olay etkileri çoğu kez ~2 puan düzeyindedir — örneğin COVID karantinalarının iktidara oy niyeti etkisi +2 puan bulunmuştur (Bol, Giani & Blais 2020, EJPR) — yani buradaki gürültü eşiğinin (1,91–4,06 puan aralığı) çoğu değerinin altında kalır. Bu yüzden "eşik altı" etkisiz demek değildir; büyük etki yok demektir. Aynı nedenle bu sayfadaki "hayır" cevapları "saptanabilir büyüklükte hayır" olarak okunmalıdır.